İtalya'da geçirdiğim ilk pazar sabahını hâlâ hatırlıyorum: Bologna'da kaldığım pansiyonun penceresi açıktı ve saat sekiz sularında uzaktan gelen o kuru, metalik V12 sesiyle uyandım. Kahvaltıyı yarım bırakıp sokağa çıktım, iki blok ötede bir kafenin önünde park etmiş üç Lamborghini ve etraflarında espresso içen on beş kişilik bir grup vardı. Kimse beni davet etmemişti, kimse de "sen niye buradasın?" demedi. İşte İtalya'da pazar günleri yaşanan otomobil kültürü tam olarak böyle: programsız, davetsiz ve şaşırtıcı derecede misafirperver.
Bu yazıda, Emilia-Romagna bölgesinde birkaç pazar gününü kovalayarak öğrendiklerimi anlatacağım. Amacım size hazır bir takvim vermek değil — zaten öyle bir takvim yok. Amacım, kendi başınıza gittiğinizde doğru saatte doğru yerde olmanızı sağlamak.
Lamborghini festivali İtalya pazar aramalarının çoğu sizi resmi bir organizasyon sayfasına götürür ve orada genelde yılda bir yapılan büyük etkinlikleri bulursunuz. Oysa asıl hareket, hafta sonu sabahlarının ilk üç saatinde, kimsenin bilet satmadığı meydanlarda yaşanıyor.
Benim en verimli bulduğum alan Bologna–Modena–Sant'Agata Bolognese arasındaki üçgen. Bu üçgenin içinde yarım saatlik sürüşlerle üç dört farklı buluşmaya yetişebiliyorsunuz. Sant'Agata Bolognese, markanın kalbi olduğu için kasabanın kendisi bile bir tür açık hava sergisi; fabrikanın ve müzenin çevresindeki yollarda pazar sabahı test sürüşü yapan araçlarla karşılaşmanız çok normal. Modena tarafı ise daha kalabalık ve karışık: Lamborghini'nin yanında Ferrari, Maserati, De Tomaso ve restore edilmiş klasikler bir arada duruyor. Şehrin spor otomobil kimliğini merak ediyorsanız Modena'yı ayrı bir gün olarak da planlayın.
İtalyanlar buluşmayı öğleye taşımıyor. Araçlar sabah erken geliyor, kahve içiliyor, konuşuluyor ve saat on bir gibi grup toplu bir sürüşe çıkıyor. Öğlen ikide gittiğiniz meydanda sadece boş park yerleri bulursunuz — bunu iki kez denedim, iki kez de kaybettim. Benim standart planım şu şekilde oturdu:
| Saat | Ne yapıyorum |
|---|---|
| 07:30 | Araç kiralamışsam depoyu dolduruyorum, kalabalık öncesi yola çıkıyorum |
| 08:15 | Buluşma noktasındaki kafede yer kapıyorum, ilk gelenlerle tanışıyorum |
| 09:30 | Araçlar tamamlanmış oluyor; fotoğraf ve sohbet için en iyi aralık |
| 11:00 | Grup sürüşü başlıyor; izin verilirse peşlerinden gidiyorum |
| 13:00 | Apenin eteklerindeki bir trattoriada öğle yemeği |
Resmi kaynaklardan çok yerel kanalları kullanıyorum. Bölgedeki otomobil kulüplerinin sosyal medya hesapları, "raduno" (buluşma) kelimesiyle yapılan aramalar ve en önemlisi bir önceki gün konuştuğunuz insanlar. Cumartesi günü bir benzin istasyonunda ya da lastikçide sohbet edin; "yarın sabah nereye gidiliyor?" sorusu neredeyse her zaman cevap buluyor. Müzeyi gezdiğim gün görevlilerden aldığım tüyo, hafta sonumun en iyi buluşmasına gitmemi sağlamıştı.
Araçları uzaktan izlemekle sohbetin içine girmek arasında ciddi bir fark var. İlk hafta sonum tamamen fotoğraf çekmekle geçti; ikincisinde iki kişiyle akşam yemeği yiyordum. Aradaki farkı yaratan birkaç basit davranış vardı.
En temel kural bu. Kapıya, aynaya, hatta lastiğe elinizi yaklaştırmayın. Buna karşılık soru sormak son derece hoş karşılanıyor. "Bu hangi model?", "Rengi özel sipariş mi?" gibi sorular sahibinin gözünü parlatıyor. Ben genelde motor kapağı açılmasını bekliyorum; kapak açıldığı an sahibi zaten anlatmaya hazır demektir. Birkaç kelime İtalyanca ("che macchina bellissima" yeterli) buzları anında eritiyor.
Kiralık bir spor otomobille gittiğimde muhabbetin tonu değişti. Zorunlu değil — meydanda araçsız gezen bir sürü meraklı var. Ama kiralama düşünüyorsanız rezervasyonu en az birkaç hafta önceden yapın ve pazar sabahı teslim alma saatinin uygun olduğunu teyit edin; İtalya'da pek çok ofis pazar günü kapalı, aracı cumartesi almanız gerekebilir. Kilometre limiti ve otoyol geçiş sistemi konusunu da baştan netleştirin.
Grup sürüşleri hızlı değil, düşündüğünüz gibi bir yarış hiç değil. Dar dağ yollarında düzenli bir konvoy şeklinde ilerleniyor ve konvoyun bütünlüğü çok önemseniyor. Katılacaksanız araya girmeyin, mesafenizi koruyun, sollamaya kalkmayın ve mola noktalarında herkesi bekleyin. Bir kez arka sıradan bir Huracán'ın önüne geçtim; kimse bir şey söylemedi ama o gün kimse benimle konuşmadı da. Ders alındı.
Bu buluşmaları hafta sonunuzun merkezine ko